Birden Çok Sporda Bahis Yapmalı Mıyım?

Astin zımmîlerdendi. Süleyman b. Ziyad'm katibi Stefanos; Süleyman b. Abdülmelik'in katibi İbn Batrik- Hişam b. Abdülmelik'in katibi Tazri b. Abdülmelik, katibi İbn Batrik'ten devleti yeniden yapılandırmasını istemişti. Kufe'de Ziyad b. Ebfhi'nin katibi Zadan Ferruh; Horasan'da Abdurrahman b. Kur’an’da kendilerine pek çok yerde işarette bulunulan bu kesimlerde Müslümanların ilişkileri, Hz. Yahudilerin gözünde ise İslâmî fetihler, sadece efendinin değişmesi, hatta çoğu yerde daha iyi bir efendi anlamına geliyordu. Hatta Orta Asya, Güney Arabistan ve Kuzey Afrika'da silinme noktasına gelmişlerdir. Özellikle Fas'ta, Yemen'de, İrak'ta, İran ve Orta Asya'da yaşayan Yahudiler, düşük sayılabilecek lağım temizliği, tezek kurutma gibi işler yaptılar. Emeviler döneminde devletin sınırları içinde yaşayan zımmiler, bu dönenden önce yapılan fetihler sonucu ele geçirilen topraklarda yaşayan Hıristiyan, Yahudi ve Sabilerdi. BizanslIların ve hanlıların kendi inançlarını ve kimliklerini, egemenlikleri altında yaşayan topluluklara dayatma çabaları o bölgede yaşayanlar açısından kırgınlık ve gemime hatta bazen de büyük kavgalara yol açıyordu. Hatta Abdülmelik dönemine rastlayan günlerde Rebia, BenîTağlib ve Benî Bekr gibi önemli bazı Arap kabilelerinin çoğunluğu hâlâ Hı¬ ristiyan idiler.

spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları yetkilisi Muaviye b. Ebî Süfyan, daha Suriye valisi iken katipleri, tabipleri, memurları ve sanatkarları onlar arasından seçti, çünkü yöneticisi olduğu toplumun büyük çoğunluğu Rum (Bizans) ve Arap Hıristiyanlardan oluşmaktaydı ve o, bu durumu görmezlikten gelemezdi. Kur’an ve Hadis literatüründe Arap nüfusun çoğuluğunu oluşturan putperestler, Medine’de ve Hicaz’ın kuzeyinde bulunan Hıristiyanlar içinse üçüncü bir seçenek daha vardı: Ya İslam, ya savaş ya da boyun eğme! 9- Çiğdem Ahmet, 1999; “Globalizasyonun Nomos'u”, Postmodemizm ve İslam, Küreselleşme ve oryantalizm, Der. Bizans kralı Herakl tarafından Mısır'a yönetici olarak tayin edilen Menace, fetihten sonra makamını korudu. Hatta Müslümanlar Kur'ân'da ehl-i kitap olarak tanımlanan Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiilerin dışında bir müddet sonra fetihlerin daha geniş alana yayılmasıyla Zerdüşt, Budist ve Hinduları da bu çerçeveye dahil etmişler ve onlara da hoşgörüyle yaklaşmışlardır. Kur’an’da bazı ayetler müfessirler tarafından dinsel çoğulculuğun, hatta birlikte yaşamanın kabulü şeklinde yorumlanmıştır. Bu durum Kur’an’da da “İnsanlar içinde iman edenler düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şik koşanları bulacaksın.

Kur’an’da Hıristiyanlar için Yahudilere nazaran daha kayırıcı bir dil kullanılmıştır. Doğu kiliselerine mensup olan Hıristiyanlar için İslam'ın gelmesi ve fslam egemenliğinin tanınması, yaşam koşullarında belirgin bir iyileşme ve daha önceki dönemden çok daha fazla din özgürlüğüne sahip olmak anlamına geliyordu. Bu sebeple Eslam egemenliğinin başladığı ilk zamanlarda zor kullanılarak din değiştirmeye yönelik bir baskıya veya herhangi bir girişime hemen hemen hiç rastlanmaz, İslamiyetin yayılması daha ziyade ikna ve teşvik gibi yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Bazı mekanlar hariç (Mekke, Medine gibi) ülkenin hiç bir tarafı kendilerine kapalı tutulmamış, daima seyahat Özgürlüğü içinde olmuşlardır. Zımmîlerin pek çoğu, Müslüman Arapların fazla itibar etmediği ticarî ve malî işlerle meşgul olmuşlardır. Ayrıca bir Müslümanm uzak duracağı işlerden sayılan tefecilik, casusluk gibi işlerle ticaret ve diplomasi işleri de zımmîler tarafından gerçek¬ leştirilmiştir. Yahudiler bu işlerin dışında deri işi, kasaplık, cellatlık gibi işleri de icra etmişlerdir. Muaviye, yönetimi boyunca malî işleri Hıristiyan Sercun ailesine verdi. Mısır'da, Suriye'de, Lübnan'da, Filistin'de ve daha az oranda Irak'ta Hıristiyanlık, Kuzey Afrika'ya nazaran daha dirençli çıktı ve Hıristiyan azınlıklar varlıklarını büyük ölçüde devam ettirdiler.

Arculp isimli bir batılı rahibin Muaviye dönemi Suriye ve Filistin gözlemlerine göre, bölge nüfusunun çoğunluğu, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşmaktadır. Fetihlerden Sonra Müslümanların Zimmilere Karşı Politikaları Müslüman bir devletin gayr-ımüslim uyruklarına ve komşularına karşı izleyeceği politikalar ve kurallar ya da daha sonraki dönemlerde ayrıntılı bir sistem halini alacak olan anlayış görüldüğü üzere Kur'ân'da ve Hz. 1xBet giriş yaptıktan sonra sitede hesabınız varsa var olan hesabınıza giriş yapmak için “Oturum Aç” kısmına tıklamanız yeterlidir. Elbette İslam fetihlerinden sonra Yahudilerin, Hıristiyanların, Zerdüştlerin velhasıl gayr-ı müslimlerin dini hayatlarında bazı değişiklikler olmuştur. Hatta bazı bilim adamlarına göre haçlı seferlerinin cereyan ettiği geç bir tarihte dahi gayr-ı müslimler hâla nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktaydı. Bu anlayış müslim-gayr-i müslim eşitliğini kabul etmese bile bir arada sulh ve barış içinde yaşamayı öngörüyor, kural olarak gayr-ı müslimleri baskı altma almayı ve onları sömürmeyi kabul etmiyordu. Müslüman Yönetimlerde Bir Arada Yaşama Tecrübeleri Günümüzde “azınlık” kavramıyla tarif edilen gruplar İslam literatüründe “ehl-i kitap”, “gayr-i müslim” veya “zımmi” olarak isimlendirilir.

Diğer Yazılar