Yıldız Sarayı 1926'da Gazino Ve Kumarhane Yapılmış

Tarihçi yazar Ömer Faruk Yılmaz tarafından belgelenen olay, ‘Yıldız Sarayı 1926'da Gazino ve Kumarhane Yapıldı’ bağlığıyla kapak yapıldı. 27 Kasım 1926 tarihinde Sinop Mebusu Recep Zühdi Bey’in İçişleri Bakanlığı’na şifahi olarak verdiği soru önergesinde (sual takririnde) ‘Yıldız kumarhanesinin kamuoyu üzerindeki zararlı tesirlerini gidermek için hükümetçe ne gibi tedbirler alındığı’ soruldu. Zühdi Bey’in sual takriri şöyleydi: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Riyaset-i Celileye. Sözleşmenin birinci maddesi şöyleydi: “Yıldız bahçelerinde oyun, dans ve gazino gibi müesseseler vücuda getirmek ve işletmek hakkı münhasıran kendilerine ait olmak üzere en müsait şart dermeyan eden talip -tabiiyet farkı gözetilmeksizin tercih edilir.” Yani hangi milletten veya ülkeden olursa olsun, parayı çok veren ve şartları yerine getiren herkese kiralanacaktı. Sarayların ve bilhassa Yıldız Sarayı’nın eşyalarının satılması, binalarının satılması veya kiralanması meselesi ilk defa 27 Temmuz 1924 tarihinde gündeme geldi ve Türkiye Cumhuriyeti Başvekaleti’nin 27/07/1340 (27 Temmuz 1924) tarih ve 733 numaralı yazısıyla, Yıldız Sarayı’nın bahçesiyle buna bağlı diğer bahçelerin halkın hizmetine tahsis edilmek üzere İstanbul Şehremaneti’ne verilmesi kararlaştırıldı.

kumarhane coin Nihayet uzun görüşmeler ve pazarlıklardan sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 30 sene hilâfet ve saltanat merkezi olarak devleti idare ettiği Yıldız Sarayı ve müştemilatı 8 Ağustos 1926 yılında gazino, eğlence yeri ve kumarhane yapılmak üzere Mario Serra adında bir İtalyan’a verildi. Bu tarihteki tahsiste, saray binaları, park ve bahçeleri, eğlence ve oyun salonları yapılmak üzere İstanbul Belediyesi’ne verildi. Abdülhamid Han’ın hal‘inden sonra Yıldız Sarayı, müthiş bir yağmaya uğradı, saray teşkilâtı da dağıtıldı. Yazıda, Dolmabahçe Sarayı olarak kullanılan hükümet merkezinin, Sultan Abdülhamid Han devrinde Yıldız Sarayı’na taşındığı ve 1909 yılında tahtan indirilinceye kadar buradan ülkeyi idare ettiği bilgisine yer verildi. Dergide yer alan bilgilere göre; Abdülhamid Han, 34 yaşında padişah olduğunda ilk aylarını Dolmabahçe Sarayı’nda geçirdi, daha sonra Yıldız Sarayı’na taşındı. Cumhuriyet devrinde, o zamana kadar Mekteb-i Harbiye ile beraber İstanbul Harbiye’de olan Mekteb-i Erkân-ı Harbiye de Yıldız Sarayı’na taşındı. Yıldız Sarayı daha sonra gelen padişahlar tarafından da zaman zaman kullanıldı.

Yıldız Sarayı’nın gazino ve kumarhane olarak işletilmesi Ağustos 1926’dan Eylül 1927 yılına kadar bir sene devam etmiş, bundan sonra devlet, kamuoyu baskısı ve gazinoya giren bir subayın gazino kapısında intihar etmesi üzerine sözleşmeyi iptal etmiş. Yıldız Sarayı gazino ve kumarhane olarak işletilirken halkın tepkisini çekmeye başladı ve bu durum karşısında bazı milletvekilleri TBMM’ye soru önergesi verdi. Fakat halkın tepkisi, TBMM’deki milletvekillerinin soruları ve son olarak da gazinoya girmek isteyip de içeri alınmayan bir Türk subayının gazino kapısında intihar etmesi işleri tersine çevirdi ve gazinonun işletme hakkı şirketten alındı ve kapatıldı. Mukavelenin dördüncü maddesinde ise sarayın kullanımı sırasında, otel ve gazinolarında çalışacak olan memur ve hizmetkârların da Türk olması, ama genel müdürün yabancı olması müsaadeli olarak şart koşulmuştur. Anadolu’ya gidecek olan heyete son talimatı Sultan Vahidüddin yine burada verdi. İstanbul Belediyesi, 9 maddelik kira sözleşmesine 13 Ağustos 1925 tarihinde son şeklini vermiş. Yıldız Sarayı’nın uğradığı akıbetin en kötüsü 28 Haziran 1925 tarihinde yaşandı.

Böylece Yıldız Sarayı kumarhane ve gazino olarak devam etmekten kurtulmuş oldu. Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 30 yıl hilafet merkezi olarak kullandığı Yıldız Sarayı’nın 1926’da yıllığı 30 bin liradan 30 seneliğine bir İtalyan kumarhane ve gazino işletmecisine kiralandığını ortaya çıktı. İtalyan gazino ve kumarhane işletmecisi Mario Serra’nın niyeti ise Yıldız Sarayı’nın tamamını gazino, kumarhane, dans salonları, tenis sahası, golf kulübü ve binicilik sahalarından oluşan bir kompleks haline getirmek ve ardından da Çırağan Sarayı’nı aynı şekilde işletmeye açmaktı. Yıldız Sarayı, İkinci Abdülhamid Han’ın bir komplo ile tahttan indirilmesine kadar her zaman en hareketli bir yer oldu. Anadolu’dan İstanbul’a giden bazı müstahsiller de bir senelik istihsalâtının hâsılasını buraya yatırıp işlerinin başına sefil perişan dönüyorlar. Bu sözleşmenin iptali sırasında kumarhanede hissesi bulunan bazı banka sahiplerine ve yöneticilerine de tebligatta bulunulmuş. Bu takrirden anlaşıldığı kadarıyla, Yıldız Sarayı Kumarhanesi, sadece İstanbul halkını değil, Anadolu tüccarını da perişan hale getiriyor, cebinde parası olanı sefil halde bırakıyordu. Yıldız Kumarhanesi, Türkiye sermayesi ve iktisadiyâtı için korkunç bir afet ve bir girdap halini almıştır.

Diğer Yazılar